27 Haziran 2009 Cumartesi

ELBİSE

Kırmızılı elbiseyi aslında çok önceden dikmiştim fakat kardeşimin üstünde son bir provası kalmıştı ve ufak tefek düzeltmeleri vardı epeydirde bekliyordu bu yüzden elimde, en sonunda geldi ve son işlemleri yaptıktan sonra çektim bir fotoğraf.
Model yine burdadan hangi yıl ve aydan bilmiyorum unutmuşum not etmeyi,
Gelelim modele ön tarafı biraz zorladı bizi çünkü ayrı bir parça olarak yukarıya toplanıp içerde tutturuluyordu birde kol yoktu modelde, kısa kol çalışılmıştı ben hocamında yardımıyla kolu uzatıp kolağzına biye yaptım böylede hiç fena olmadı, birde modelde olmayan göğüs kısmındaki beyaz üçgen parçayı koydum çünkü ön çok açık kalıyordu.
İşte hepsi bu hadi size kolay gelsin banada sizede hayırlı hafta sonlarıııı

26 Haziran 2009 Cuma

PARDESÜ


MERHABA
Bugün 2 gün önce dikişlerini bitirdiğim pardesümün resmini yayınlıyorum.Aslında bu modelden manto diktim ama onun astarlanması bitmediği ve bu gidişlede kışa kadar bitmeyeceği için onu yayınlayamadım ama aynı kalıptan pardesü diktim nedenide kalıbının hiç pravo gerektirmiyor oluşu.
Elimdede hiç beğenmediğim bir parçam vardı onu kullanım dedim hemde benim için deneyim olur diye düşündüm
Model Burda dergisinin 2007/10 tarihli sayısından kalıbı çok dar yapmayı düşünenler için söyliyim, ben mantosunu dikerken belden kalıbı kestim ve alt etek kısmına a pile koyduk ve o zaman daha güzel ve kullanışlı oldu.

bu yandaki resimde ise eteğin alt kısmını görüyorsunuz neden böyle yaptığıma gelince ben kalıbı keserken kalıbın gerçek boyutu benim istediğim uzunlukta değildi ve parçamda çok azdı ne yapim diye düşünürken daha önce hazır pardesülerde gördüğüm bu alt kısımı uygulayayım dedim nasıl yapıcam diye kaygılanırken oldu bile önce istediğim uzunluktaki etek kısmı için parçaları hazırladım sonrada artan parçalardan şerit şeklinde bir parça kesip hem alttan hem üstten kumaşı büzdüm daha sonrada eteğin üst tarafı ile alt tarafını bu parça ile birleştirdim eğer bu işlemi yapmasaydım düz dikişle birleştirecektim ki buda çok kötü olurdu görüntü açısından.
En alttaki resimdede kalıpları görüyorsunuz tabi yine teğel almamak için rulet kullandım onuda gösterim dedim
Bu çalışmada aslında benim için ilk olduğundan ve dikiş konusunda danışabileceğim kimse olmadığından her çalışma benim açımdan güzel bir deneyim oluyor, neyse yarında kardeşim için diktiğim kırmızı elbiseyi yayınlıycam şimdilik hoşçakalın...

25 Haziran 2009 Perşembe

REGAİP KANDİLİ






TÜM BLOG ARKADAŞLARIMIN VE BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN REGAİP KANDİLİNİ KUTLARIM...

DR. HALUK NURBAKİ

Regaip Kandili, çok az bilinen, iyice anlaşılamayan bir kandildir. Recep ayına girişin ilk perşembe’sinin bir özel motifi olarak tanınmaktadır.

Halbuki, REGAİP KANDİLİ eğer tabiri caizse, âlemlere rahmet olarak gönderilen Fahr-i Kâinat Efendimiz’in sırrının intişar günüdür. Biliyorsunuz kandillerin her birisinin özel bir hususiyeti vardır. Allah niçin kutsal saymıştır bu geceyi? diye düşündüğümüzde hepsinin bir hususiyeti olduğunu göreceğiz.

Mesela, Kadir Gecesi Yüce Kitabımızın inzal olduğu günün ihyasıdır. Kur’an’ın elbette inzali fevkalade büyük bir olaydır. Onun için Cenab-ı Hak Kadir Gecesi’ni Yüce Kitabımızda tanımlarken, bütün alemlerin bu gecenin şenliğine iştirak ettiğini bildirir. Ruhların gelişi, bütün varlıkların fecre kadar meleklerle iç içe oluşu gibi güzellikler, Yüce Kitabımızda Kadir Gecesi dolayısıyla açıklanmıştır. Aslında her kandilin, yalnız insanları değil, bütün alemleri ilgilendiren bir yanı vardır.
REGAİP KANDİLİ’nin bir hususiyet diğer kanallardan daha çok mânâ bilimlerinde ve tasavvufta zikredilmiştir. REGAİP KANDİLİ, Fahr-i Kainat Efendimiz’in mübarek ve muhteşem ruhunun anne karnına intikal günüdür. Yani, Hz. Âmine annemize Nur-u Muhammedî’nin intişar anını temsil eden bir gecedir. Fevkalâde önemlidir. Bir anlamda âlem-i mânâdan dünyanın bu dört boyutlu sistemine, yaşam sürecine ayak basmış oluyor. Bu fevkalâde önemlidir…
Bu günün sırrı, aynı zamanda RECEP ayına Fahr-i Kainat Efendimiz’in çok önem vermesi ve Efendimiz’in insanoğluna lütfen ve tenezzülen hizmet etmek üzere yansımasının günü olmasıdır. Bu günün bizim için bir şükran günü olması gerekiyor. Bu şükran gününü Efendimiz nezaket-i Muhammedî içersinde “Ben işte bugün insanlığa intikâl ettim, bugün bütün gönülleriniz bana dönsün, benimle şen olsun” dememiştir. Nezaket-î Muhammedî’si itibariyle söylememiştir ama bizim mutlaka bunu tanımamız lazım. İşte bütün mü’minler bugün gönüllerinden, Fahr-i Kainat Efendimiz’e selavât-ı şerifeler okuyarak, Kur’an okuyarak ve gönülden niyaz ederek O’nu tanımanın mutluluğunu, O’nun teşrif etmesiyle yüceldiğimizin, dolayısıyla nasıl hayat bulduğumuzun, can bulduğumuzun şükrünü yapmalıyız ve mutlaka bir şükür namazı kılmalıyız.

ŞÜKÜR NAMAZI; “Yarabbi, âlemlerin Fahr-i Ebedîsi, Yüce Peygamberimiz’i bile lütfettiğin için, şükür namazı kılmaya niyet ettim, deyip iki rekat şükür namazı kılmak lazım ki, Efendimiz’in gelişini biz de mü’min olarak teyit ve tesbit etmiş olalım..
Genelde âlem-i İslâm’ın olsun, fertlerin olsun biliyorsunuz en zaaf göstererek gelişemediği noktalardan bir tanesi, Efendimiz’e yaklaşımımızı büyük bir heyecanla sağlayamamamızdır. Müslümanların bugün içinde bulunduğu çıkmazın sebebi budur. Gerek ekonomik çıkmazların, gerekse siyâsî çıkmazların ana nedeni, Fahr-i Kâinat Efendimiz’e çok sıcak bir yaklaşım gösteremeyişimizdir. Evvelâ fert olarak bu yaklaşımı duyacak, Muhammed (sav) sevdasına gönlünü öyle perçinleyecek ki: o sevdayı nerde bir başkasında görürse, onun kardeşi olacak. Fahr-i Kâinat Efendimiz: “Mü’min, mü’minin kardeşidir” diyor. Bunu dediği zaman, bu usulen bir emir gibi telâkki ediliyor. Mü’minler birbirlerine küslük bir tarafa, biraz daha saygılı olmayı ibadet saymışlar. Fahr-i Kâinat Efendimiz bizlere bir ilâhî sevda hikmetini anlatıyor.
Bir kimse mü’minse, Fahr-i Kâinat Efendimiz’e sevdalıdır. Eğer bu sevda kendisinde varsa, başka bir sevdalıyı görünce onu kardeşinden ayırt edemez. Kardeşinden daha azizdir onun için. Yani âlemlerin Fahr-i Ebedîsi’ne, lütfen, tenezzülen insanlığı kurtarmak, insanlığı düştüğü kör kuyudan çıkarmak için yeryüzüne teşrif etmiş, meşakketler çekmiş ve en sonunda bu yüce eseri meydan getirmiş. Fahr-i Kâinat Efendimiz’e karşı, minnet, şükran duygularının yanında, müthiş birsevgi duyacak ki, bu sevgi fertlerden fertlere bir kardeşlik şeklinde yansıyacak. İşte o zaman İslam cemaati teşekkül eder. Yoksa kuru kuruya biz cemaatiz diyerek ortaya çıkmakla cemaat olunmaz ki… Mü’minlerin cemaat zevki içersinde, Efendimiz’e sevdada birlik olması lazım gelir.
Bu kandil bir anlamda kardeşliğimiz ihya etmek için bir fırsattır. Eğer gönüllerimizden “AMAN YARABBİ, bu günü sen lütfetmişsin. Fahr-i Kâinat’ın sırrını âlem-i İslâm’a böyle yansıtmıştın” diye büyük bir hazla biraz yaklaşım duyarsa, belki mü’minler arasındaki ceryan biraz daha artar. Âlemi İslâm’ın da inşallah daha güzel günler görmesine vesile olur. Âlem-i İslâm’a yönelik duaları, çok derinden yapmak lazım. Âlem-i İslâm’ın bu perişan hâlinİ seyredip, gerek kendi memleketimizde, gerek dış dünyada bunu sezerek, bunun acısını duyarak dua etmemiz lazım. İnşallah, bu yılki Recep ve onun Regaip Kandili âlem-i İslâm’a çok güzel günler getirecektir.
Allah hayırlı etsin mü’min kardeşlerimize..

İNFAK KANALINDAN
Efendimizi memnun etmenin asıl ana yolu yoksullara ve yetimlere yardım etmekten geçer. Efendimiz’in kapısını çalabilmek için on lâyık bir ümmet olduğunu haber verecek bir dilekçe verebilmek için, mutlaka İNFAK kanalından geçmek lâzım…
REGAİP KANDİLİ nedir?

Regaip Kandili, Efendimiz’in ruhunun Hz. Âmine annemizin kanalından yeryüzüne intikâlidir. Bunu, bazıları hâmile kaldığı gün gibi yorumlarlar. HAYIR! Ruhunun intikâlidir.
Şimdi bu günü tes’id edeceksiniz. Neyi tes’id ediyoruz? Hemen Hz. Şeyma’nın şarkısını hatırlamak lâzım. Fahr-i Kâinat Efendimiz’in bi’seti Muhammedî’sinde yani Kur’an’ın ilan ettiği gün aynı saatlerde, Allah Fahr-i Kâinat Efendimiz’in süt kardeşi olan Şeyma halamıza bir türkü, bir beste ilham metti. Bu beste Efendimiz’in yeryüzüne tanıtımı, Şeyma kanalından bir özel intişarıydı. Ne diyordu orada Hz Şeyma?

“MÜJDELER OLSUN, AÇLAR, YETİMLER, KİMSESİZLER, CÂRİYELER, KÖLELER. MÜJDELER OLSUN MUHAMMED (SAV) GELDİ.”
O hâlde bu müjdenin sırrını yaşayamadıktan sonra, Efendimiz’in yeryüzüne teşrifinin ilk ayak adımı olan Regaip Kandili’ni kutlamaya nasıl yüzümüz olacak.
Eğer aramızda mahzun insanlar varsa, Efendimiz’in yeryüzüne teşrifini kutlamak hakkına sahip değiliz. O mahzun insanlardan, hiç olmazsa birkaç tanesine elimiz uzatalım ki, Efendimiz de bizden memnun olsun. Bu birinci şarttır, bunu hiç unutmayalım.
Ondan sonra da Efendimiz’in sünnetlerine, merhametine, insanlara karşı sonsuz gayretle onları bataklıktan çıkarma sünnetine, riayet ederek, mümkün olduğu kadar çevremizdeki insanlar, Efendimiz’in teşrifini bahane ederek, İslâmiyet hakkında sıcak birkaç mesaj vermeliyiz. Ondan sonra oruç tutabilen kardeşlerimizin oruçlu olmaları çok hoş bir şey. Sonra yatsı namazının sonunda, vitirden evvel Efendimiz’in yeryüzüne ruhunun intikâli dolayısıyla şükür namazı kıldıktan sonra, ayrıca selavât-ı şerife okumak, dinlemek, kendini mümkün olduğu kadar Efendimiz’e yaklaştırmak, mümkünse Efendimiz’in hayatına ait sahifeleri canlı olarak hissedebilmek..
Yani Efendimiz’e şunu söylemeliyiz: “Sen yeryüzüne büyük bir hikmet olarak, Allah’ın en büyük rahmeti olarak teşrif ettin. İşte bugün ben de, ne kadar âciz olursam olayım, ne kadar günahkâr olursam olayım, ben de senin sevdalınınım, benim elimden tut. Ben şimdiye kadar seni tanıyamadım, sana hizmet edemedim, bana hizmet mecâli ver” dememiz lâzım. Bunu mutlaka söylemek lazım. Hizmet ettim diyenler yanılgıdadır. Çünkü Efendimiz, Hz. Şeyma’nın söylediği gibi açları, yetimleri, kimsesizleri, köleleri, câriyeleri ihya etmek içindir. Eğer biz mü’min olarak, mü’mine olarak bu büyük hikmetin dalgalarına intikâl edemezsek, o zaman mü’minliğimizi huzuru ilâhîde nasıl göstereceğiz?..
Huzuru ilâhî denildiği zaman; çok tuhaf sürprizler vardır. Herkes huzuru ilâhîde, şu kadar namazım eksik oldu, şu kadar orucum fazla geldi gibi şeyler konuşulacak zannediyor. Bir kere o huzuru ilâhîye çıkmak için MUHAMMEDÎ’dir diye DAMGALI bir kart taşımamız lazım… Bu DAMGAYI nasıl taşırız? Kaç tane yetimi memnun ettik? Kaç tane insanı nefsinin köleliğinden kurtardık?… Biz sanıyoruz ki, kölelerin kurtulması olayı bir adamın herhangi bir iktİsadî baskı altında yaşamasını çözmek sanıyoruz. Her devirde kölelik nâmütenâhi gidiyor. Bugün insanların yüzde sekseni köledir. En azından patronuna köledir, en azından üç kuruş parasını alabilmek için çekeceği dar ve çirkin çabalarına köledir ama asıl kölelik nefse köleliktir. İnsanın nefsine köle olarak ahlâksızlıklara sapmadır.
İşte bir insanı ahlâksızlıktan kurtarabilmek Âyet-i Kerimede “Fekkü rakabe” diyor. Bir boynu kurtarın ki, ben size “Ehl-i meymene” diyeyim. Bir insanı kurtar. İşte insanların nefsinin köleliğinden kurtarabilmek, bir yetimin yüzünü güldürebilmek gibi hususiyetleri taşıyacağız ki, o zaman bizim elimizdeki karta elektronik bir işlemle, MUHAMMEDî yazılmış
olsun.
O zaman âlem-i mânâda vardır, saadette vardır, cennet vardır. Eğer bunu yazdıramazsak perişanlık, perişanlık üzerine…
DR. HALUK NURBAKİ

24 Haziran 2009 Çarşamba

YENİ CEKETİM




Merhaba Arkadaşlar bu yukarda gördüğünüz ceketi nihayet bitirdim çünkü tüm dikişleri bitmesine rağmen önündeki çıtçıtı bir türlü ümraniyeye gidip yaptıramamıştım şimdi giyinilecek durumda artık Kumaşı saten kanvas kullandım metresi 10 Tl den satılıyordı 1,80 kumaş gitti bu ceket için. Yine kalıbı burda dergisinden aldım ben cep koymadım kollarınıda düz çalıştım Resimde ceket biraz kırışık çıkmış ama elimde çok kalınca defalarca ütülenmesine rağmen kırıştı yinede, neyse giymeden önce bir kez daha ütülerim artık
iç dikişlerini biye ile temizledim biyenin potluk yaptığı yerlerde ise overlok geçtim.Resim bulanık çıkmış ama yinede anlaşılıyor neyseki :)
Modelin önüne böyle bir çıt çıt çalışmışlardı bende aynısını yaptım ceket üzerimde çok güzel durdu kolay bir model ama kol çok zor oturdu çünkü omuz kalıbı benimkinden genişti ve bu benim ilk ceket çalışmam olduğu için çok zorlandım, neyseki sevgili hocam çok destek oldu sağolsun, ben birde altına beyaz bir elbise dikicem ve bu ceketi öyle kullanıcam kumaşınıda aldım bakalım o ne zaman bitecek:)

23 Haziran 2009 Salı





Merhaba arkadaşlar yine canım arkadaşım sibel, kızı için yaptığı etek ve elbisenin resimlerini yollamış birde kendisi için annesinin diktiği vakko kumaştan eteğin resimleri var bunları yayınlamak istedim fikir olur.

18 Haziran 2009 Perşembe

ondan sonrada saçını topuz yapıp taktım acayip hoşuna gitti ben kızımı süslemeye doyamıyorum üşenmesem daha neler yapıcam ona ama :) Allah herkese kız evlat nasip etsin çok şeker oluyorlar.

bu hale getirdim hepsini
sonrada tokanın kapalı ucunu mumda yakıp hemen çiçeğin altına değdirip yapıştırdım çok da sağlam oluyormuş bu şekilde

öncelikle mumu yaktım daha önceden sakladığım (zaten ben her şeyi saklarım:) bir gün mutlaka lazım oluyorlar çünkü) saç topuzlarında kullanılan tellerin uçlarını düzleştirdim
evde kurdelalarımdan böyle güller yapmıştım daha evvel, nasıl yapıldığını bilmediğimden öğrenmek niyetiyle denemiştim ama bozmayada kıyamamıştım o yüzdende bu halleriyle sakladım kızım bunları görünce bir anda aklına saçına takmak geldi tokalarla tutturmaya çalıştı fakat olmadı tabi, bende gelinlerin başlarına takılan güller oluyor ya onları incelemiştim bir ara o tel tokalara nasıl yapıştırmışlar diye baktım yakarak altlarına tutturmuşlar bende denemeye karar verdim öncelikle;

17 Haziran 2009 Çarşamba

KUMAŞTAN ÇİÇEK YAPIMI


sonrada o çiçeği alıp bir taç'a monte ettim ve kızıma taktım daha öncede kızımın abiye elbisesinde kullanmıştım, yapımını merak edenler olmuştu bende anlatırım demiştim kısmet şimdiye imiş kızımada çok yakıştı hala başında hiç çıkarmıyor:)


.
4. aşamada ortasına bir boncuk koyup çiçek şeklinin verilmesi için bir form veriyoruz elimizle eğer kumaşınız daha tok bir kumaşsa çiçek formu daha kolay oturuyor ben burda şifon kumaş kullandım o yüzden daha yayıldı çiçek.
3. Aşamada ise kalıbı üzerinden alıp tam merkeze bir toplu iğne batırıp yaprak dilimlerini resimdeki gibi dağıtıyoruz bu 3 boy çiçek kalıplarını üst üste koyuyoruz en üste en küçük çiçekleri daha sonra orta boyu en altada büyük boy çeçekleri koyup dikerek sabitliyoruz merkezden





2. Aşamada bu kalıpları istediğiniz bir kumaşın üstüne koyup kesiyorsunuz. Kaymasın diye de iğnelemeyi ihmal etmeyin her kalıptan 5 adet kumaş kesmeniz lazım ben 5 parça kumaşı üstüste koydum ve kestim.


Kumaş çiçek yapımı nasıl olur anlatmak istiyorum tek tek görüntüledim yapımı gayet kolay ama güzel ve heryerde kullanabileceğiniz bir çiçek olacak. evvela 3 adet farklı boylarda çiçek kalıbı çıkarıyoruz kağıda.

16 Haziran 2009 Salı

KİRLİ TEZGAHA VERİLEN CEVAP

Son günlerde, ülkemizde ortaya çıkan yeni darbe planlarından bahsedilmektedir ben bu ülkenin bir ferdi olarak diyorumki biz ülkemizde huzur ve güven istiyoruz ordumuzla siyasetçimizle ve yargımızla bu ülkeyi seviyoruz bir kaç vatan haini bir kaç çirkin plan yaptı diye bir devleti ayakta tutan bu önemli kurumun yıpratılmasına asla izin vermeyeceğiz o kurumlarda çalışan çok vatan sever insanlarda var, eğer onlar olmasaydı bu çirkin planlar çıkarmıydı ortaya ve bu pis insanlar tutuklanırmıydı hiç.Bu ülkede daha çok iş var yapılacak ve Allah o işlerin yapılması içinde vatan severlerle birlikte

Lütfen aşağıdaki yazıyı okuyun ve düşüncelerinizi yazmaktan çekinmeyin

Kirli Tezgâh

Soru: Taraf Gazetesi’nde, “AKP ve Gülen’i Bitirme Planı” manşetiyle verilen bir haberde millete ve hükümete kurulan vahim bir tuzağın belgesi yayınlandı. Genelkurmay Harekât Başkanlığı tarafından hazırlandığı iddia edilen çirkin planı ve masum insanların suçlu gösterilmelerine yönelik bu kirli tezgâhları nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bazı kesimler tarafından, “bitirme” mülahazasına matuf olarak açık ya da kapalı belki otuz tane plan yapıldı. Aslında, bunların hepsi “yok”u bitirme hareketiydi. Ülkemizin menfaatlerine ve milletimizin istikbaline ters ne vardı ki, ona yönelik bitirme planı yapılsın!.. (02.10)

-Gerçek yolunu bulmuş bir insan için bu türlü entrikalar tereddüte sevkedici ve vazgeçirici olamaz. Hazreti Nuh’tan Hazreti Salih’e, Hazreti Musa’dan Hazreti İsa’ya kadar hemen hemen bütün Allah elçileri ve Hak dostları akla hayale gelmedik eziyetlere maruz kalmışlardır. Fakat, onlardan hiçbiri bu işkence ve zulümler sebebiyle yoldan dönmemiş ve vazifelerini terketmemişlerdir. (03.56)

-Maruz kalınan haksızlıkları herhangi bir müesseseye mal etmek doğru değildir. Milletin göz bebeği olan bir müessesenin kredisine dokunan her şey bize de dokunur. (06.14)

-“F tipi” gibi uydurmaları kim seslendirirse seslendirsin, -üslubuma uygun düşmese bile- o türden sözlere “lakırtı” diyeceğim. Çünkü, bu meselenin benimle alâkası yoktur. Bu millet kurtuluş mücadelesinde nasıl bir seferberlik ilan etmişse, bugün de fakirlik, cehalet ve iftirak gibi düşmanlara karşı aynı mücadeleyi vermektedir. Millet fertlerini aynı hizmet çizgisinde bir araya getiren en önemli sâik yapılan işlerin makuliyetidir. (07.22)

-Umum bir cemaatin, bütün bir heyetin ve topyekün bir milletin sa’yine terettüp eden bir neticeyi sadece bir şahsa mal etmek milletin hakkını yemek demektir; Allah’a karşı da şirktir. Böyle bir şirke düşmekten Allah’a sığınırım. (10.05)

-Bazı kimselerin hatalarından dolayı bir müessesenin tamamını suçlamak doğru olmaz. O ordu, İstanbul surları dibindeki ordu.. o ordu, Çanakkale’de düşmanla göğüs göğüse savaşan ordu.. o ordu, Misak-ı milli sınırlarını belirleyen ordu.. o ordu, milli mücadele veren ordudur.. ve o ordu, gelecek adına da çok şeyler vaad etmektedir. Kim bilir, belki de düşünceleri kirli bir kısım kimseler yaptıkları çirkinlikleri o müessese üzerinden yaparak, ordumuzu karalamaya ve halkın nazarından düşürmeye çalışmaktadırlar. Ben meseleye böyle bakıyorum ve gönlüm şiddetle arzu ediyor ki, işin aslı da böyle olsun. (11.50)

-Allah’a bir can borcum var; falan ya da filan menzilde dünyadan ukbâya atılmama asla üzülmem; bir kör kurşunla yok edilmek bana ebedî hayatımı kazandırır!.. Sadece bir şeye üzülürüm; inanan bir insana böylesine kötülük yapan kimseler ahiretlerini mahvetmiş olurlar. (15.47)

-Abdullah bin Zübeyr bin Avvam, Haccac tarafından şehit edilince, Esma validemiz Haccac’ın yakasından yapışarak “Sen onun dünyasını mahvettin; fakat, o da senin âhiretini mahvetti.” der. İşte, ben mü’minlere zulmetmek suretiyle ahiretini berbat edenlere üzülürüm. (16.23)

Soru: 2) Neşredilen skandal belgede, ihbara dayalı “Işık Evleri” baskınlarında silah, mühimmat, vb. materyal bulunması “sağlanarak” Gönüllüler Hareketi’nin “Silahlı Terör Örgütü” kapsamına aldırılması ve ayrıca, aynı aramalarda bazı yabancı servislere ait bir kısım objeler ele geçirilmiş gibi gösterilerek gizli irtibatların deşifre edilmiş olduğu izleniminin verilmesi gibi entrika planlarının da yer aldığını görüyoruz. Bu konudaki düşüncelerinizi lutfeder misiniz? (17.33)

-Gönüllüler Hareketi’nin temsilcilerinin -silah edinmek şöyle dursun- yanlarında iğne bile taşımamaya azm ü cezm ü kastettiklerini o iftiraları atanlar da biliyorlar. Onlar da biliyorlar ki, sevgiye kilitlenmiş bu insanlar karıncaya bile basmazlar. (18.04)

-Bazı evlere, sevdiğiniz kimselerin kitaplarını yerleştirip bir kısım insanların posterlerini asarak, oraları sizinle alâkalı gibi gösterebilir; sonra da, düzmece baskınlarla o evlerde silah ve uyuşturucu gibi şeyler bulunduğu izlenimini verebilirler. Nitekim, bir kısım şer şebekeleri bunları daha önce de denediler; fakat, insaflı jandarma ve emniyet teşkilatı tarafından bu komplolar deşifre edildi. İnanan insanlar bu türlü entrikalarla bundan sonra da karşılaşabileceklerini hesaba katmalı ve temkinli olmalıdırlar. (22.43)

-Çok eski yıllarda, üç beş talebe, kaldıkları yurttan atılınca kendilerine bir ev tutmuşlardı. O imanlı gençlerin nezih hanelerine bir ayet-i kerimeden işaretle “ışık ev” demiştim. Fakat, bazıları o sözü de çarpıttılar. O kötü niyetli insanların iddia ettiği manada “ışık evler”den bahsetmek kat’iyen doğru değildir. (26.05)

-Adanmış ruhları falan filan servisler ya da falan filan ülkeler ile irtibatlı gösteren kimseler de Gönüllüler Hareketi’nin bu millete ait ve bağımsız olduğunu çok iyi biliyorlar; fakat, iftira ve çamur atmayı hedeflerine ulaştırıcı bir vesile kabul ediyorlar. (32.09)

-Haziran fırtınasında medyada yer alan kasetlerin hepsi montajlanmış idi. Mesela; onlardan birinde “Halk Partisi kafirdir diyemezsiniz!..” dediğim halde, bu cümlenin “diyemezsiniz” kısmı kesilmiş ve geri kalanı televizyonlarda tekrar tekrar gösterilmişti. (36.03)

-Bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır, girer oraya; mülkiyeye de girer adliyeye de, emniyete de girer hariciyeye de. Unutulmamalıdır ki, kadrolaşma, sızma, çoğalma türünden iddiaları ortaya atanlar ve bunlarla vazifeperver insanları sindirmeye çalışanlar hemen her devirde bu iftiralarının arkasına saklanarak ve hedef şaşırtarak kendi felsefeleri adına belli yerlere sızmış, kadrolaşmış ve çoğalmışlardır. (37.15)

M.FETHULLAH GÜLEN

10 Haziran 2009 Çarşamba

KIZ ÇOCUKLAR İÇİN ABİYELER

Merhaba geçen blogcu bir arkadaşımın sitesinde bu adresi görmüştüm bende girip bi bakim dedim daha başka neler var diye karşıma işte bu ciciler çıktı hepside çok güzeller gerçekten baktım bazılarının yapılışı gayet kolay yada bana öyle geldi hatta 3. karedeki turkuaz elbisenin kumaşının çok benzeri bendede var onunda lila puantiyeleri var kızım çok beğenmişti alırken anne bundan bana bişiy dik demişti hatta modelide görünce burda bi denerim artık.Anladığım kadarıyla kumaştan güller yapılmış yapımıda basit daha önce kızımın pembe abiyesini dikerken yapmıştım burdanın nisan sayısında yapımı var gerçi soranlar olmuştu bende nasıl yapılacağını anlatacaktım ama sıra gelmediki bir türlü neyse şekerler söz anlatıcam en kısa zamanda. ay bi keyiflendimki şimdi :) ya ne güzel bişiymiş bu dikiş bilmek hele bir blogcu arkadaş var dikiş öğrenmek isteyenlere onun bloğunu tavsiye ederim bazı ip uçları veriyor ve çok işe yarıyor kendisine minikmimik-dikisdersi.blogspot.com/adresinden ulaşabilirsiniz Neyse şimdilik hoşçakalın...


































8 Haziran 2009 Pazartesi

TUZDA TAVUK









Efenim bu resimlerdeki tavuk tuzda pişirilmiş bir tavuk olup afiyetle yenilmiştir :)Şimdi ben tuzda balığı görüp duymuştumda tuzda tavuğu hiç duymamıştım tadı enfes oluyormuş bunu bir arkadaşım gölcükte bir pidecide yaptırmış banada hem resimlemiş hemde tarifini yollamış Sağolsun
tuzda tavuk tarifi:
Efenim öncelikle bir kasaba gidiyorsunuz misafirin sayısına göre bir tavuk seçip alıyorsunuz sonra bu işi yapan bir pideci buluyorsunuz gölcüktekiler nereye gideceğini iyi bilir:)Sonrada onlar tavuğu alıp tuzlayıp pişirdikten sonra size bu resimlerdeki haliyla enfes tavuğunuzu veriyor sizde oturup afiyetle yiyorsunuz çok lezzetli oluyormuş, ay ağlıycam ya bende yemek istiyorum bu tavuktan yaaaaaaa :(((((
anlatırken içim gıcıklandı valla neyse anlıycanız tüm işlem bu hadi size afiyetle ....

5 Haziran 2009 Cuma